HASRETİN YETER
Yıllar oldu gözlerimde hayalin tüter.
Duvarda resminle, keskin bakışın yeter.
Memleketim senelerdir hasretin çeker.
Yedi cihanmış süngüye takışın yeter.
Seher yeli şafak vakti kokunla tüter.
Yeter artık, mozolede yattığın yeter.
Türkiye yanar, bandırma duman tüter.
Sivas’tan duruşun, keskin bakışın yeter.
Hayalde canlanır, geçmiş yaşanan anlar.
Ne yiğitler doğurmuş bir bilsen analar.
Ay yıldız uğruna, vurulup ta yatan canlar.
Vatan öksüz kalmış kılıç takışın yeter.
Gönlümüz yaslı, ihanet almış yürümüş.
Kan kırmızı gül toprağa yüzün sürümüş,
Nice canla, Çanakkale şehit bürümüş.
Samsundan çık gel, atınla akışın yeter.
Rafet DOĞAN
SENSİZ DÜŞEN
Ben senin gözlerini dinliyordum,
Ki dökülen yaşlardı sensiz düşen.
Sen benim yüreğimi dinliyordun,
Ki hıçkıran seslerdi bensiz düşen.
Hicran gecende makber oluyordun.
Kavimler geçen milat doluyordun.
Son deminde heybemde soluyordun.
Ki gazeldi hazana sessiz düşen.
Solmuş hayallerime kök salmışken,
Dökülen maziye doğru dalmışken,
Yüreğimden ücraya yol almışken.
Ki zifir geceme sis sensiz düşen
Rafet DOĞAN
VURGUN YEDİM
Gözlerinden vurgun yedim.
Yaralandım! Sarsan biraz;
Yüreğine sürgün yedim.
Şu halimi görsen biraz;
Geldim baktım dünya fani;
Seven var mı? Nerde hani;
Hayat olmuş katil cani;
Şu aklını yorsan biraz.
Gözyaşınla düştüm yere.
Aktım gittim oldum dere.
Senden ala gönül nere.
Şu gönlüne sorsan biraz.
Aklar düştü dertler sardı.
Deli gönlü neşter yardı.
Hayat geldi, sona vardı.
Daralara sorsan biraz.
Rafet DOĞAN
NEYLEYİM
Hazan olan, gazel vakti düşünce,
Kuru dalda açan gülü neyleyim
Ayaz vakti cemre vuran düşünce,
Ağu zarda dönen canı neyleyim.
Kamil, ermiş cihan dolup taşınca
Gezip görüp karlı dağlar aşınca
Çağla devran döner, durur yaşınca
Oluk olup, akan kanda neyleyim.
Figan eyler, bülbül gülü görünce.
Hayat durur, kader çorap örünce;
Gözden akan yaşı, kirpik görünce.
Cemre düşen canda, ruhu neyleyim
Rafet DOĞAN
MÜLTECİ HAYAT
Mülteci oldum sana
Yüreğim sürgün kaldı
Savaşan yıkık yana
Zemheri çöktü kaldı.
Göklere düştü kamer
Sözlerdi sitem saldı
Gönülde yoksa kamer
Manasız yüzler kaldı
Çaresiz, bitap, harap,
Canımı milat çaldı.
Kurtar ruhumu ya rab,
Firavun hükmü saldı
Baharmış, göçmüş bizden
Gazelden haber kaldı.
Yolcular gitmiş izden.
Yıllanmış tozda kaldı.
Rafet DOĞAN
KALASIM GELİR
Hayalle gönlüme düşersen bir an
Aşkınla vurulup kalasım gelir
Sevdanın yoluna düşersem bir an
Divane hallerde kalasım gelir
Ne sana nede senden bir başkasına
Kudretli aşkının derin yarasına
Meçhul sevdanla bir başka sına
Düşersem habibi kalasım gelir.
Meçhul özden başağın darısına
Dönerken hayat gazel sarısına
Faniymiş, vardım ömrün yarısına
Sırattan geçersem kalasım gelir
Balçık bedenim mucizevi canda
Naçizane canım yaşarken kanda.
Bir gün göçersem şu fani cihanda
Cennete düşüp te kalasım gelir.
Rafet DOĞAN
SELAM OLSUN
Aç kapıyı gardiyan, bu gün havam yerinde
Dertler dermanı, aşklar fermanı alsın artık.
Aç yeniden celseyi, harlı davam derinde.
Kör talihe söyleyin, yakamı salsın artık.
Kul susunca kadere razı geldi mi sandın
Hangi güruh kuyruk verdi, hacizle uyandın
Hak yolu haram ile geçer diyene kandın
Kapat cehennemi, alevinde kalsın artık.
Bal sanıp bandığın ulufe, olmaz mı kezzap
Tiran olsan, kıyam günü sende kalır gazap
Yan yana gelip vardın, cana düştü mü azap
Mezat’a çıkmış ucuz eski bir malsın artık.
Sana o yüce makamı bahşeden kimdi
Malı, mülkü, mevkii, mertebe nerde şimdi
Secdeyle gittiğin seccade, atlas ilimdi
Atın sırattan; katran kazanla kalsın artık
Rafet DOĞAN
NURUMU KALDI
Cemalin gönlümde düşerken bir an,
Cemre düşen canda buzu mu? kalır.
Toprakla közlenip yanarken bir an,
Rüzgârla savrulan tozu mu? kalır.
Talan olmuş insan, fani cihanda.
Geçerken kaybolur uçsuz bir handa.
Hangi mesnet baki kalmış nihanda.
Cemre düşen canda buzu mu? Kalır
Nihavent bir notaydı, sözden aşan
Kahır döken musluk, bardaktı taşan.
Beşeri insanlık, kul haktan şaşan.
Su buharla göçerken, tuzu mu? Kalır.
Hangi kulun rengi mor, pembe, haki
Kimler gelmiş geçmiş, kim olmuş baki.
Ey insan bunca dert sana reva ki,
Derman olan rabbin nurumu kaldı.
Rafet DOĞAN
USUL USUL
Adabı muaşerete kıymadan
Usulü erkâna gönül koymadan.
Henüz zahiri hayata doymadan
Zemheri gidiyorsun usul usul.
Hak ganimet, gidip uymuş merkebe;
Cahil gelmiş, almış şanla, mertebe;
Kalem, kâğıt bulanmış mürekkebe;
Hesapmış, tutuyorsun usul usul.
Semavi aşklar daha yazılmadan;
Gözyaşlarına kabir kazılmadan;
Son sahneye senaryo yazılmadan;
Meçhulden gidiyorsun usul usul.
Mahşere zahir çatı kurulmadan,
Yerin yedinci katı vurulmadan;
Bulanık akan sular durulmadan;
Meçhule gidiyorsun usul susul.
Çocuksu yüreğini koyamadan
Daha fani cihana doyamadan.
Zevki sefaya meze soyamadan,
Fasıladan gidiyorsun usul usul.
Nuh’un gemisi dağlarda dururken.
Kerem üzgün, Aslı destan kururken.
Mecnun dağlara tüneller vururken.
Meşkle Sen, gidiyorsun usul usul.
Cihanlar güzeli çağlar diziyor.
Tapınak şövalyesi mey süzüyor.
Hayat olmuş taksi, Arap geziyor.
Neyle sen, gidiyorsun usul usul.
Âdem cennete iblise kanarken
Cehennem harlı alevle yanarken
İnsanlık suçunu her an anarken
Sevaptan, gidiyorsun usul usul
Muhabbet tellalı, doldur şarabı
Kaybetmedik, şimdi bulduk Arabı.
Öperse bir an, hallerin harabı
Gelirken, gidiyorsun usul usul
Rafet DOĞAN
NURUMU KALDI
Cemalin gönlümde düşerken bir an,
Cemre düşen canda buzu mu? kalır.
Toprakla közlenip yanarken bir an,
Rüzgârla savrulan tozu mu? kalır.
Talan olmuş insan, fani cihanda.
Geçerken kaybolur uçsuz bir handa.
Hangi mesnet baki kalmış nihanda.
Cemre düşen canda buzu mu? Kalır
Nihavent bir notaydı, sözden aşan
Kahır döken musluk, bardaktı taşan.
Beşeri insanlık, kul haktan şaşan.
Su buharla göçerken, tuzu mu? Kalır.
Hangi kulun rengi mor, pembe, haki
Kimler gelmiş geçmiş, kim olmuş baki.
Ey insan bunca dert sana reva ki,
Derman olan rabbin nurumu kaldı.
Rafet DOĞAN
BENDE KALAYIM
Güzelim hayaline konum aç!
Ruhumla gelip seni bulayım.
Yüreğinde bana da bir yer aç!
Bende gelip orada kalayım.
Gök kuşağından nağme sıkayım.
Hilal yüzüne doymam, bakayım.
Çağlayan olup sana akayım.
Gönlünde yer aç, bende kalayım.
Uzat uzat o eşsiz aşkını.
Şapşal etme sende bu şaşkını.
Sevdanla durdur, sen bu taşkını.
Ömründe yer aç, bende kalayım.
Rafet DOĞAN
AŞKIN VAR
Havada sağanak yağmur yağıyor
Toprakta ıslak aşkın kokusu var
Sokaklar akan selde boğuluyor
Çamura batan aşkın dokusu var
Koyu mavi bir gökyüzü duruyor
Düşen yağmur aşka darbe vuruyor
Suyu sevdayla akıp kuduruyor
Dibek altında aşkın sokusu var.
Orman yeşil renkte doğa coşuyor
Sesler ritim tutmuş ruhu okşuyor
Gönül sevda dolmuş yâre koşuyor.
Kuruyan dalda aşkın dokusu var
Divane bir cana sevda vuruyor
Zaman akıp gider dünya duruyor
Ruhun leyla kader tuzak kuruyor
Hayat ilmek aşkın dokusu var.
Yıldız kaymış gönül dilek tutuyor.
Met cezir aşkla gönül avutuyor
Girdap olmuş düşen varsa yutuyor
Dibek tadında aşkın sokusu var
Rafet DOĞAN
MÜLTECİ ÇOCUK
Gözyaşların deniz olmasın çocuk.
Elbet sana da bir güneş doğacak.
Hayallerin açacak boncuk boncuk.
Gökyüzüne bir gün güneş doğacak.
Kurumuş hayallerin filiz atacak.
Her filiz renge renk çiçekler açacak.
Domurların dalında meyve dolacak.
Sana bir muhteşem güneş doğacak.
Elbet bir gün silahlar susacak.
İnsanlık yaptığından utanacak.
Sen’inde oyuncakların olacak.
Gökte bir muhteşem güneş doğacak.
Çektiğin çilen mazide kalacak.
Çok mülteci hayallerin olacak.
Mutlu günler gelecek seni bulacak.
Gün gelecek sana güneş doğacak
Rafet DOĞAN
YELKEN DİYE BAĞLADIM
Sevda çeken sandalımın küreğine.
Hasret dolu gönülleri bağladım.
Rüzgâr tutmaz kadırganın direğine,
Yırtık saten yelken diye bağladım.
Demir aldım umman olan yüreğine.
Peşin sıra döndüm durdum ağladım.
Dalga oldum çarpıp durdum küreğine,
Kara kader yelken diye bağladım.
Ateş düşmüş suya batmaz yüreğine.
Yağmur oldum kader diye ağladım.
Tayfa bakar, martı konmuş direğine.
Yüreğimi yelken diye bağladım.
Girdap olup döndüm durdum yüreğine,
Derman bulmaz, hallerime ağladım.
Vebal kestim murat olsun küreğine.
Liman sandım yelken diye bağladım.
Rafet DOĞAN
VATAN UĞRUNA
Gök kubbe yıkılır yıldırım iner.
Hazan vuran gönlüm toprağa döner.
Kıyametler kopar ocaklar söner.
Kan kınalı kuzular toprağa döner.
Şehadet şerbeti er geç içilir.
Al bayrak sarılı kefen biçilir.
Ağıtlar yazılır sırat geçilir.
Karanfil tanesi toprağa döner.
Gözden düşen yaşlar döner taşlara.
Neşe dolu yürek düşer yaşlara.
Şehit konan tabut çıkar başlara.
Bir an hayat durur toprağa döner.
O toprak uğruna ne kanlar akmış.
Vatan kutsal diye canı bırakmış.
Ağıtlar yazılmış arşlara çıkmış.
Al kanlar dökülüp toprağa döner.
Rafet DOĞAN
YANKILANIR
Mermiler uçuşur rüzgâra döner
Kıyametler kopar, çağ yankılanır.
Mehmetçik sesleri marşlara döner.
Vadiler susarken, dağ yankılanır.
Bir gök gürültüsü yürekten kopar.
Devlet, millet susar, namlu kan kusar.
Şahadet şerbeti zemzemdir akar.
Anneler susar vatan yankılanır.
Garip derdi çeker, hainler satar.
Hırsız para vurur malına katar.
Art niyetli insan pusuda yatar.
Mehmetçik vurulur dağ yankılanır.
Garip bir ocaktır, ateşler düşer.
Cehennem ateşi yürekte pişer.
Kan kırmızı güller toprağa düşer.
Memleket susar duvar yankılanır.
Rafet DOĞAN
MÜDAHİL OLAYIM
Tutma beni, senle hırçın sahil olayım.
Yağmur vursun dalgalar isterse yatmasın.
Mehtap almış gönlüne müdahil olayım.
Doğsun güneş ufkunda isterse batmasın.
Açmamış gonca dalında bülbül olayım
Yaslan sineme dursun hayat hiç yatmasın.
Gözden düşen yaşta gök kuşağı olayım.
Çek gözüne sürme kirpik isterse batmasın
Ay teninde şafak vakti merhem olayım
Martılar uçup konup gönlünce yatmasın.
Aşk dolu bedene gülden şerbet olayım.
Aşka düşen içsin hüzün efkâr katmasın.
Bu aşkı mecazla sende meçhul kalayım.
Destan olsun, matem tutup ağıt atmasın.
Bu bahar bende aşka müdahil olayım.
Deniz, martı aşka düşüp caka satmasın.
Rafet DOĞAN
EVRENİN SIRRI
Gözlerinden baktıkça derin bir uçurumda esirdir.
Bir yanı uçsuz bir boşluktur, diğer yana uzun bir yol var.
Çok bilinmeyenli bir denklem ve bayağı kesirdir.
Gittikçe üzüyor, sonu çıkmaz sokak, uzun bir yol var
Yazdıkça üzüyor gözüm, sanki sade bir nesirdir.
Gezip duruyor aşkınla, meçhul yürek yanıyor har.
Müptela olmuş verdiğin eza, doğanın hoş tesiridir.
Kahve fincanı kapanmış, halde yine uzun bir yol var.
Sen ki ecele kafa tutan, evren rabbin eseridir.
Naçiz bedenin onun eseri, canında bir gizem var.
Doğanın sırrını ararsan, sır rabbin bir tesiridir.
Elinde kısacık bir ömür, önünde uzun bir yol var.
Anahtar yok kâinatta, gizemi yaradılış eseridir.
Sen önderliği miras kalan, kâinatı aklın almaz, dar.
Aklını yorma, sana bahşedilen, rabbin tesiridir.
Sırat durur, yükün sırtında, önünde uzun bir yol var.
Rafet DOĞAN
ANADOLU
Cennete kurulan bir kapısın.
Kanımda kansın, can Anadolu.
Gönlümde yıkılmaz tek yapısın.
Anımda ansın, can Anadolu.
İnsanlık tarihi sende başlar.
Uğruna dökülen kanlı yaşlar.
Yolunda kesilen nice başlar.
Senin uğruna can Anadolu.
Uğrunda savaştı yedi cihan.
Nice medeniyet oldu nihan.
Aşkına düşen alıyor Birhan.
Sevdan çekiyor can Anadolu.
Rafet DOĞAN
DESTAN ANADOLU
Özgürlük andı oldu cumhuriyet.
Tarihler yazdı, şanlı Anadolu.
Hürriyetin sembolü medeniyet.
Cennet toprağın canlı ana dolu.
Uğruna dökülen nice kanların.
Hesabı yoktur verilen canların.
Tarihe destanlar yazan hanların.
Bağrında koşmuş şanlı Anadolu.
Üstünde toprağın kanla yıkandı.
Kokusu, dokusu canla yıkandı.
Ay yıldız bayrağın anla yıkandı.
Ufkunda güneş canlı Ana dolu.
Çağlar isminle tarih yazdırdı.
Kalplere cismini kanla kazdırdı.
Semaya bayrağı şanla kaldırdı.
Gönülden taşan şanlı Anadolu.
Rafet DOĞAN
YAKIN
Gökyüzünde yıldız oldun.
Hasretim hep sana yakın.
Gözüm arar kalbe doldun.
Yüzün dönme bana sakın.
Işık oldun boş gönlümde.
Senin tahtın hoş gönlümde.
Hayal meyal coş gönlümde.
Sitem etmem sana yakın.
Gül yüzünü asma sakın.
Gökyüzünden bana bakın.
Koşup geldim sana yakın.
Yanımda dur bana bakın.
Semadan bir yıldız kayar.
O gün gözler seni arar.
Sana varan yolu sorar.
Ben gelirim sana yakın.
Rafet DOĞAN
BAHANESİZ
Bir rüyaymış bütün ömür,
Kaç yıl geçmiş bahanesiz.
Sitem ettik oldu kömür,
Soldu gitti bahanesiz.
Aşkla geldi ferman aldı.
Sevda buldu derman saldı.
Hasat bitti harman kaldı.
Kaç mevsimdi bahanesiz.
Kimler geldi nasip aldı.
Hayal kuran, yaya kaldı.
Vebal bulan derde daldı.
Yıldız olduk bahanesiz.
Hayal bitti, kaldım viran.
Yükü tutmuş, gitmiş tiran.
Şaştım kaldım baktım bir an.
Ömür bitmiş, bahanesiz.
Rafet DOĞAN
ANA OLSUN
Gül yüzünden nur dökülür gerdana.
Neşe saçar güzelliğin her yana.
Al yanaktan bir gülücük ver bana.
Bana yârim ver bana yar ver bana.
Al gönlümü sende giden kervana.
İplik yapıp sar gönlümü kirmana.
Hasret kaldım sende olan dermana.
Dermana yar dermana yar dermana.
Bahar geçti yazlar döndü harmana.
Saman uçtu tane düşer mi bana.
Şu gönlümü kilim yapıp ser hana.
Hana yârim ser hana yar ser hana.
Ağlayarak bende geldim cihana.
Yardan düştüm yaralarım nihana.
Girdim bende çift kapılı bir hana.
Hana yârim bir hana yar bir hana.
Rafet DOĞAN
DÖNÜYOR DÖNÜYOR
Sırma saçlı kalem kaşlı bak karşıdan geliyor.
Kösteklinin zembereği fır dönüyor dönüyor.
Aşka düşmüş mayhoş olmuş neşe ile gülüyor.
Akrep ile yelkovandır tur dönüyor dönüyor.
Karanlık gecelerde kamer yüzünde doğuyor.
Ateş düşmüş alev almış har yanıyor yanıyor.
Pembe düşler hoş gülüşler bir arada duruyor.
Her bir canı burca sarmış, sur dönüyor dönüyor.
Esmer tenlim al yanaklım, bak çarşıdan geliyor.
Sevda sarmış aşka gelmiş, hep gülüyor gülüyor.
Mevla vermiş kervan almış divanedir yürüyor.
Sevda girdabına düşmüş, sır dönüyor dönüyor.
Hasret düşmüş gönül, yardan güneş gibi doğuyor.
Volkan dolmuş cehennemim har yanıyor yanıyor.
Bahar gelmiş gonca dolmuş, boynun bükük duruyor.
Hayat tavla pullar elde, zar dönüyor dönüyor
Rafet DOĞAN
TİRAN İMİŞ
Aşkla yanıp sönen bir yan.
Yıkık dökük viran imiş.
Hasret çekip solan bir han.
Hüküm süren tiran imiş.
Kadim sırra akıl yoran.
Boş hayale geçit kuran.
Kâinata bir yol soran.
Susuz, gölde viran imiş.
Âlim olup ilme değen.
Hükmü bilip boyun eğen.
Haktan gelip hakka değen.
Hükmü veren tiran imiş.
Rafet DOĞAN
HAYAT ARASI
Yüreğim üşüyor, sanki buz tutmuş.
Köz mavisi demem gönül yarası.
Sanmam hayat beni korda unutmuş.
Yanar içim duman katran karası.
Kiracı geldim, sana sahte hayat.
Yaşadım bitti, kalan artık bayat.
Giderim şimdi, sen kapıyı dayat.
Özüm aldım, kalan kabın darası.
Hesap, Mesap sorma, yazdın ömüre.
Ne verdin ki kalan döndü kömüre.
Kimler ala, kimler daha sömüre.
Kalan hesap olsun kefen parası.
Aşk desen neşter açtı derin yara,
Yüze sürdün silinmez zifir kara,
Şimdi olsan kanser, korona, sara.
Hicran çökmüş at yok viran harası.
Kes şimdi sırata bir gidiş bilet.
Arafat mahşer adalet se jilet.
Kalana benden bir nasihat ilet.
Gafletle kalma akıl fukarası
Rafet DOĞAN
ZAMANIDIR ZAMANI
Buğdayın sapında yoksa samanı
Gönülden çıkmazsa sevda dumanı
Saunaya dönmüşse Türk hamamı
Şimdi sevme zamanıdır zamanı
Ayağa uymuşsa yırtık yemeni.
Açmış artık güllerin en yamanı.
Altında bitmişse çayır çimeni.
Şimdi göçme zamanıdır zamanı.
Daldan düşmüş meyvenin al olanı.
Şair sende bulmuş kutsal ilhamı.
Şiir vermiştir aşklara dermanı.
Şimdi sevme zamanıdır zamanı.
Mecnun olmuş şairin en yamanı.
Şömine sarmış bacada dumanı.
Şarap olmuş üzümün en yamanı.
Şimdi aşkın zamanıdır zamanı.
Rafet DOĞAN
ÇIKSIN MEYDANA
Kâküllerin tel tel olmuş değer gerdana.
Sülün gibi gezen yar yar çıksın meydana.
Gamzelerin gonca olmuş aşka fermana.
Dönüp yanıp sönen yar yar çıksın meydana.
Bakışların şimşek olmuş, çakar cihana
Akıp durur kalpten kalbe bakar meydana.
Açar güneş gibi hey hey döner her yana.
Aşkla yanan gönül yar yar çıksın meydana
Kirpiklerden düşen yaşlar damlar gerdana.
Yağmur olur yağar yar yar gaipten cana.
Sele döner çağlar, Çağlar dağlardan yana.
Suyla akan taşkın yar yar çıksın meydana.
Garip gönül düştü candan ulu divana.
Bülbül oldu ötüp durdu yedi cihana.
Ferman aldı gönül çoktan koşar sultana.
Gönül çelen sultan yar yar çıksın meydana.
Rafet DOĞAN
AYNI YERDEYİM
Şimdi söyle bana hayat ben neredeyim.
Topaç oldum döndüm durdum aynı yerdeyim.
Ne geçmişten ne gelecekten çok öndeyim.
Çember oldum, dönüp durdum, aynı yerdeyim.
Sanmam; keramet ne ayda nede güneşte.
Tozpembe bir hayal kurup durdu güreşte.
Ne rüya nede düşte, kâbus gördüm işte.
Girdap oldum dönüp durdum aynı yerdeyim.
Şimdi söyle bana hayat; ben neredeyim.
Zamanı kaybettim soğuk suyla duştayım.
Yaşar durur görmem yazılmış ilk baştayım.
Hortum oldum, dönüp durdum, aynı yerdeyim.
Sanmam keramet ne suda nede bulutta.
Tozpembe bir yıldız parlar durur hayatta.
Ne ışıkmış ne ısıymış yansır boşlukta.
Teker oldum, dönüp durdum aynı yerdeyim.
Rafet DOĞAN
GERİ DÖNERSİN
Karlı dağları yollar aştığında;
Vadilere sular dolup taştığında;
Doğa canlanıp neşe saçtığında;
Sen bizim köye geri dönersin.
Koca çınar filizler attığında;
Çiçekler açıp meyve bastığında;
Dalında kuşlar yuva yaptığında;
Sen bizim köye geri dönersin.
Bulutlar çöküp yağmur bastığında.
Uykun kaçar yumuşak yastığında.
Toprağa çıplak ayak bastığında.
Sen bizim köye geri dönersin.
Toprak bağrını sana açtığında.
Yüreğin hasret dolup taştığında.
Koyun kuzu yaylalar aştığında.
Sen bizim köye geri dönersin.
Rafet DOĞAN
KARA KALEM
Yar elinde kara kalem.
Kaşta kirpik yüzde karam
Harda kaldı dünya âlem
Sende oldun yürek yaram
Ben derdini nerden bilem.
Nerden gelem nasıl saram.
Bitmez sanmam kader çilem.
Kaşla kirpik gönül yaram.
Gonca gülü nerden derem.
Tarttım bitti mecal çarem.
Kimden bulup kime verem.
Oldun benim yürek yaram.
Leyla gönlüm kime sorsam.
Nerden bakıp nasıl sarsam.
Rüya değil hayra yorsam.
Gözde karam gönül yaram.
Rafet DOĞAN